Qaraim languages and literatures and Karaism
- Qaraim languages and literatures and its Archive Blog Qaraim Tili
- QARAIM LANGUAGES AND LITERATURES ONLY
The Qaraim (Karaites) are a religious and cultural group made up of individuals who adhere to the tenets of the Old Testament of the Hebrew Scriptures alone. Their ethnic and religious roots have been a subject of ongoing discussions to the present day.
Over the centuries they have developed their own spiritual and secular literature, creating their own distinct dialects apart from the standard forms of the languages in the areas in which they've lived.
The question is still open as to whether these dialects can be considered independent languages, since they have their own written traditions. These dialects include: Qaraite Hebrew of Constantinople, Qaraite Turkic (several dialects of Crimea, Lithuania, Ukraine), Qaraite Arabic, Qaraite Aramaic, Qaraite Greek of Turkey and the Qaraite Persian dialects.
The number of literary works written in these dialects is enormous, and has hardly been explored. Due to the efforts of their religious opponents, such as the Pharisees, the Qaraim were labeled as an insignificant and unimportant sect.
Since the discovery of the Cairo Geniza, the Dead Sea Scrolls and the Avraham Ben Shemuel Firkovich collections, anthropologists and lingusts no longer consider the Qaraim as such anymore. Qaraim studies have become a hot topic in academic circles, but despite this recent revival of interest in the Qaraim, the linguistic and literary aspect of Qaraim culture remains largely unexamined. This blog is focused SOLELY upon research involving the examination and restoration of the LANGUAGES and LITERATURES of Qaraim.
Monday, January 23, 2012
Karaylıkta Kadınlar-Karaizmde Kadının Yeri
Karay geleneğinde Kadınlar her zaman eşit sayılmıştır.
Onların herhangi bir dini hizmetine engel ve kısıtlama yapılmamıştır. Asla onlar ikinci sınıf olarak damgalanmadılar.
Karayların belgelerinde kadınlara değişik vazifelerin verilmesi Rabbanların tepkisini çekmiştir.
MİÇVOT
Tora özellikle miçva(emir)'nın erkek ve kadın için olduğuna vurgu yapar.
Tora'nın dikte ettiği tüm konularla ilgili miçvalar tüm İsraellileri (İsraeloğulları)nı bağlar.
Örneğin Karaylar her zaman kadınların çiçiyot giymelerini savunmuştur. Biz her zaman kadınların Tora çalışmasının gerekliliği üzerinde durmuşuzdur (çoğu Rabbani kaynakta Kadınların Tora çalışmasının yasaklanmasının gerekliliği ile zıt düşmektedir) ve biz her zaman kadınlarında en az erkekler kadar dua etmesi gerekliliğini düşünürüz.
BOŞANMA VE MÜLK
Tora Kanununda kadın boşanma için dava açabilmektedir. Eğer adam boşanmayı red ederse, Beit Din onun müdahil yetkisini alabilir, ve boşanmayı güvenceye alabilir.
Karaylıkta Agunot yoktur. Agunot kocaları tarafından terk edilen kadınlardır. Tekrar evlenemezler ,kocaları boşanayı red ettikleri için. Kadının malı her zaman kendisine aittir. Kadın malını kocasına vermediği takdirde kocasının kadının malı üzerinde herhangi bir hakkı yoktur. Eğer boşanırlarsa kadının malı kadında kalır, erkeğin malda herhangi bir hakkı yoktur. Buna ek olarak kadın vefat ettiğinde mirasının çocukları alır, kocası alamaz.
KADINLARIN ROLLERİ
Karay Hukukunda, kadın şahitler erkek şahitler kadar iyi kabul edilir.
Karaylar asla iki-bütün şahitler arasında ayrım yapmamıştır, ikisi de her durumda geçerlidir.
Karay Kadınlar her zaman lider pozisyonlarda bulunmuşlardır. Bu, kadın düşmanlığının seviyesinin en tepede olduğu ortaçağlar için bile geçerlidir.
11.yüzyılda İspanya'da Rabban Museviler, Karay Lideri Sidi İbn Al-Taras'ı öldürdükten sonra, karısı, Al-Mu'alima (Öğretmen) kocasının yerine İspanya Karayları Roş(Baş) Hahamı oldu.
Tehillim'den bizim bildiğimiz gibi Kadınlar Beit Ha-Miqdaş(Mabed)'ta şarkı söylerlerdi.
Tehillim 46:1, 68:26 yazıldığı üzere Tehillim özellikle kadınların şarkı söylemesi için yazılmıştı, ve dans ile eşlik etmeleri ve enstrümanlar çalmaları için.
Sonuç olarak Karaylıkta, Karay Museviliğinde Kadınların Beit Knessette(Kaal) konuşması ve şarkı söylemesi yasaklanmamıştır, kısıtlanmamıştır.
Birisi bundan Kadınların Hazanlık yapabileceği sonucuna varabilir(duaları yönetebilir). Tekrar söyleyelim Karaylık- Karaizm'de dini rol olarak kadınlar için herhangi bir yasak kısıtlama yoktur.
Evlilik ile ilgili haklar kadına aittir, erkeğe değil. Eğer erkek ikinci eş alırsa, bu ancak ilk eşinin onayı ile olabilir.
Erkekler ve Kadınlar arasında farklılık;
Tora çeşitli konularda erkeklerle ve kadınları ayırmıştır. Daha öncede bahsedildiği gibi bazı Tora'daki Miçvot özellikle erkeklerle ve bazı Miçvot özellikle kadınlara yöneliktir. Örneğin Erkekler uyurken belsuyunun boşalması ile Tame olur(ritüel olarak kirli). Kadınlarda uyurken belsuyunun boşalması olmayacağı için bu kural onlar için geçerli değildir. Kadınlar Niddah (aylık dönem-periyod) zamanlarında Teme'ot olurlar. Erkeklerin aylık dönem-periyodları olmadığı için, bu kural onlar için geçerli değildir.
Karay Beit Knesset'inde Kaalında erkekler ve kadınların oturma yerleri farklıdır, ama bunun nedeni kesin olarak cinsiyetle ilgili değildir. Karaylar dualarının büyük bir kısmında yere secde ederler. Bu yüzden Karay Beit Knesset( Kaallarında) kadınlar ya erkeklerin yan taraflarında ya da arka tarafında oturur. Bu geleneğin kadınları dışlamak gibi bir anlamı yoktur, bu gelenek alçak gönüllük ile ilgilidir. Mehisah diye ayraç bir duvar aralarında bulunmamaktadır.
Onların herhangi bir dini hizmetine engel ve kısıtlama yapılmamıştır. Asla onlar ikinci sınıf olarak damgalanmadılar.
Karayların belgelerinde kadınlara değişik vazifelerin verilmesi Rabbanların tepkisini çekmiştir.
MİÇVOT
Tora özellikle miçva(emir)'nın erkek ve kadın için olduğuna vurgu yapar.
Tora'nın dikte ettiği tüm konularla ilgili miçvalar tüm İsraellileri (İsraeloğulları)nı bağlar.
Örneğin Karaylar her zaman kadınların çiçiyot giymelerini savunmuştur. Biz her zaman kadınların Tora çalışmasının gerekliliği üzerinde durmuşuzdur (çoğu Rabbani kaynakta Kadınların Tora çalışmasının yasaklanmasının gerekliliği ile zıt düşmektedir) ve biz her zaman kadınlarında en az erkekler kadar dua etmesi gerekliliğini düşünürüz.
BOŞANMA VE MÜLK
Tora Kanununda kadın boşanma için dava açabilmektedir. Eğer adam boşanmayı red ederse, Beit Din onun müdahil yetkisini alabilir, ve boşanmayı güvenceye alabilir.
Karaylıkta Agunot yoktur. Agunot kocaları tarafından terk edilen kadınlardır. Tekrar evlenemezler ,kocaları boşanayı red ettikleri için. Kadının malı her zaman kendisine aittir. Kadın malını kocasına vermediği takdirde kocasının kadının malı üzerinde herhangi bir hakkı yoktur. Eğer boşanırlarsa kadının malı kadında kalır, erkeğin malda herhangi bir hakkı yoktur. Buna ek olarak kadın vefat ettiğinde mirasının çocukları alır, kocası alamaz.
KADINLARIN ROLLERİ
Karay Hukukunda, kadın şahitler erkek şahitler kadar iyi kabul edilir.
Karaylar asla iki-bütün şahitler arasında ayrım yapmamıştır, ikisi de her durumda geçerlidir.
Karay Kadınlar her zaman lider pozisyonlarda bulunmuşlardır. Bu, kadın düşmanlığının seviyesinin en tepede olduğu ortaçağlar için bile geçerlidir.
11.yüzyılda İspanya'da Rabban Museviler, Karay Lideri Sidi İbn Al-Taras'ı öldürdükten sonra, karısı, Al-Mu'alima (Öğretmen) kocasının yerine İspanya Karayları Roş(Baş) Hahamı oldu.
Tehillim'den bizim bildiğimiz gibi Kadınlar Beit Ha-Miqdaş(Mabed)'ta şarkı söylerlerdi.
Tehillim 46:1, 68:26 yazıldığı üzere Tehillim özellikle kadınların şarkı söylemesi için yazılmıştı, ve dans ile eşlik etmeleri ve enstrümanlar çalmaları için.
Sonuç olarak Karaylıkta, Karay Museviliğinde Kadınların Beit Knessette(Kaal) konuşması ve şarkı söylemesi yasaklanmamıştır, kısıtlanmamıştır.
Birisi bundan Kadınların Hazanlık yapabileceği sonucuna varabilir(duaları yönetebilir). Tekrar söyleyelim Karaylık- Karaizm'de dini rol olarak kadınlar için herhangi bir yasak kısıtlama yoktur.
Evlilik ile ilgili haklar kadına aittir, erkeğe değil. Eğer erkek ikinci eş alırsa, bu ancak ilk eşinin onayı ile olabilir.
Erkekler ve Kadınlar arasında farklılık;
Tora çeşitli konularda erkeklerle ve kadınları ayırmıştır. Daha öncede bahsedildiği gibi bazı Tora'daki Miçvot özellikle erkeklerle ve bazı Miçvot özellikle kadınlara yöneliktir. Örneğin Erkekler uyurken belsuyunun boşalması ile Tame olur(ritüel olarak kirli). Kadınlarda uyurken belsuyunun boşalması olmayacağı için bu kural onlar için geçerli değildir. Kadınlar Niddah (aylık dönem-periyod) zamanlarında Teme'ot olurlar. Erkeklerin aylık dönem-periyodları olmadığı için, bu kural onlar için geçerli değildir.
Karay Beit Knesset'inde Kaalında erkekler ve kadınların oturma yerleri farklıdır, ama bunun nedeni kesin olarak cinsiyetle ilgili değildir. Karaylar dualarının büyük bir kısmında yere secde ederler. Bu yüzden Karay Beit Knesset( Kaallarında) kadınlar ya erkeklerin yan taraflarında ya da arka tarafında oturur. Bu geleneğin kadınları dışlamak gibi bir anlamı yoktur, bu gelenek alçak gönüllük ile ilgilidir. Mehisah diye ayraç bir duvar aralarında bulunmamaktadır.
Sunday, January 22, 2012
Ölü ile Temas-Tahora ve Tuma
Ölü ile Temas-Tahora ve Tuma
Ölü ile temasta bulunan herhangi bir kişi(ölü birisinin bulunduğu-veya birisinin öldüğü odaya girmek, kadavraya veya kemiğe dokunmak , mezara dokunmak) yedi gün boyunca kirli olur. Kirliliğinin 3. ve 7.gününde, Su ile yıkanması gerekir. Saf su 'dan ve kırmızı düvenin küllerinden oluşmaktadır. Kirli Adamı yıkayan kişi, arınma suyunu kirli kişinin üzerine çördük filiziyle döker. Kirli kişiyi arındıran kişi her nedenle olursa olsun gece yarısına kadar kirli olur.
Moşe Miçrayimden çıqıp kete
Moşe Miçrayimden çıqıp kete
Çoq vaqıt keçken soñ, Moşe orta yaşlı oğlan olıp, oz halqına keldi ve olarnıñ ağır iş etkenlerini kordi. Soñ o, oz halqından biri olğan yeudiy bir miçri urğanını kordi. Çevre-çetine baqıp ve kimse olmağanını korip, o, miçrini oldürdi ve onı qum içine saqladı.
Ekinci kunü çıqıp, Moşe eki yeudiyniñ kotekleşkenlerini kordi ve ıncıtqan soyuna:
-Ne sebepten sen dostuñnı urasıñ?-dedi.
O ise:
-Seni bizge başlıq ve qadı etip kim qoydı? Miçrini oldürgeniñ dayın, meni de oldürmege isteysiñmi?-dedi.
Moşe qorqtı ve oz ozüne: Kerçekten, bu işim açıldı,-dedi.
Bu iş aqqında Paro eşitti ve Moşeni oldürmege istedi. Amma Moşe, Parodan qaçıp, Midyan toprağına yaşamaq içün ketti. Anda kelip, bir quyu yanında oturdı. Midyandaki ruhaniyniñ yedi qızı bar edi. Olar, şu quyuğa kelip, babalarınıñ qoy-eçkilerine suv bermek içün, suv çekip aşlavlarnı toldurdılar. Lakin çobanlar kelip olarnı çetken quvdılar. O zaman Moşe turıp, qızlarnı qurtardı, olarnıñ qoy-eçkilerine suv berdi. Qızlar oz babaları Reuel kelip, babası olardan:
-Bugun ne içün o qadar tez keldiñiz ya?-dep soradı.
-Bir miçri bizñi çobanlardan qurtardı ve bizge suv bile çekip, qoy-eçkilerimizge berdi,-dediler olar. O ise qızlarına:
-Ya qayda o? Ne içün siz onı qaldırdıñız? Onı çağırıñız da, o biznen pite aşasın,-dedi.
Moşe bu adamda yaşamağa razı oldı. Soñ o adam oz qızı Çipporanı Moşeğe aqayğa berdi. Çippora Moşeğe oğlan bala doğdı. Moşe: Men yabancı yerde kelmeşek oldım,-aytıp, onıñ adını Gerşom qoydı.
Çoq vaqıt keçti. Bu vaqıt içinde Miçrayim padişası oldi. İsrael oğulları ise işten iñildey ve yardım sorap, Ad..'ğa yalvara ediler, ve ağır işlerden qıynalğanları içün yalvaruvları Ad..ğa koterildi. Ad.. olarnıñ iñiltilerini eşitti ve Ozüniñ Avraamğa, Yiçaqqa ve Yaakovğa bergen vasiyeti hatırladı. Ad.. İsrael oğullarına baqtı ve olarnıñ ğam-qasevetlerini bildi.
Моше Мичрайимден чыкъып кете
Чокъ вакъыт кечкен сонъ, Моше орта яшлы огълан олып, оз халкъына кельди ве оларнынъ агъыр иш эткенлерини корди. Сонъ о, оз халкъындан бири олгъан еудий бир мичри ургъаныны корди. Чевре-четине бакъып ве кимсе олмагъаныны корип, о, мичрини олдюрди ве оны къум ичине сакълады.
Экинджи куню чыкъып, Моше эки еудийнинъ котеклешкенлерини корди ве ынджыткъан союна:
-Не себептен сен достунъны урасынъ?-деди.
О исе:
-Сени бизге башлыкъ ве къады этип ким къойды? Мичрини олдюргенинъ дайын, мени де олдюрмеге истейсинъми?-деди.
Моше къоркъты ве оз озюне: Керчектен, бу ишим ачылды,-деди.
Бу иш акъкъында Паро эшитти ве Мошени олдюрмеге истеди. Амма Моше, Пародан къачып, Мидьян топрагъына яшамакъ ичюн кетти. Анда келип, бир къую янында отурды. Мидьяндаки руханийнинъ еди къызы бар эди. Олар, шу къуюгъа келип, бабаларынынъ къой-эчкилерине сув бермек ичюн, сув чекип ашлавларны толдурдылар. Лакин чобанлар келип оларны четкен къувдылар. О заман Моше турып, къызларны къуртарды, оларнынъ къой-эчкилерине сув берди. Къызлар оз бабалары Реуэль келип, бабасы олардан:
-Бугун не ичюн о къадар тез кельдинъиз я?-деп сорады.
-Бир мичри бизнъи чобанлардан къуртарды ве бизге сув биле чекип, къой-эчкилеримизге берди,-дедилер олар. О исе къызларына:
-Я къайда о? Не ичюн сиз оны къалдырдынъыз? Оны чагъырынъыз да, о бизнен пите ашасын,-деди.
Моше бу адамда яшамагъа разы олды. Сонъ о адам оз къызы Чиппораны Мошегъе акъайгъа берди. Чиппора Мошегъе огълан бала догъды. Моше: Мен ябанджы ерде кельмешек олдым,-айтып, онынъ адыны Гершом къойды.
Чокъ вакъыт кечти. Бу вакъыт ичинде Мичрайим падишасы олди. Исраэль огъуллары исе иштен инъильдей ве ярдым сорап, Ад..'гъа ялвара эдилер, ве агъыр ишлерден къыйналгъанлары ичюн ялварувлары Ад..гъа котерильди. Ад.. оларнынъ инъильтилерини эшитти ве Озюнинъ Авраамгъа, Йичакъкъа ве Яаковгъа берген васиети хатырлады. Ад.. Исраэль огъулларына бакъты ве оларнынъ гъам-къасеветлерини бильди.
11 And it came to pass in those days, when Moses was grown up, that he went out unto his brethren, and looked on their burdens; and he saw an Egyptian smiting a Hebrew, one of his brethren.
יב וַיִּפֶן כֹּה וָכֹה, וַיַּרְא כִּי אֵין אִישׁ; וַיַּךְ, אֶת-הַמִּצְרִי, וַיִּטְמְנֵהוּ, בַּחוֹל. 12 And he looked this way and that way, and when he saw that there was no man, he smote the Egyptian, and hid him in the sand.
יג וַיֵּצֵא בַּיּוֹם הַשֵּׁנִי, וְהִנֵּה שְׁנֵי-אֲנָשִׁים עִבְרִים נִצִּים; וַיֹּאמֶר, לָרָשָׁע, לָמָּה תַכֶּה, רֵעֶךָ. 13 And he went out the second day, and, behold, two men of the Hebrews were striving together; and he said to him that did the wrong: 'Wherefore smitest thou thy fellow?'
יד וַיֹּאמֶר מִי שָׂמְךָ לְאִישׁ שַׂר וְשֹׁפֵט, עָלֵינוּ--הַלְהָרְגֵנִי אַתָּה אֹמֵר, כַּאֲשֶׁר הָרַגְתָּ אֶת-הַמִּצְרִי; וַיִּירָא מֹשֶׁה וַיֹּאמַר, אָכֵן נוֹדַע הַדָּבָר. 14 And he said: 'Who made thee a ruler and a judge over us? thinkest thou to kill me, as thou didst kill the Egyptian?' And Moses feared, and said: 'Surely the thing is known.'
טו וַיִּשְׁמַע פַּרְעֹה אֶת-הַדָּבָר הַזֶּה, וַיְבַקֵּשׁ לַהֲרֹג אֶת-מֹשֶׁה; וַיִּבְרַח מֹשֶׁה מִפְּנֵי פַרְעֹה, וַיֵּשֶׁב בְּאֶרֶץ-מִדְיָן וַיֵּשֶׁב עַל-הַבְּאֵר. 15 Now when Pharaoh heard this thing, he sought to slay Moses. But Moses fled from the face of Pharaoh, and dwelt in the land of Midian; and he sat down by a well.
טז וּלְכֹהֵן מִדְיָן, שֶׁבַע בָּנוֹת; וַתָּבֹאנָה וַתִּדְלֶנָה, וַתְּמַלֶּאנָה אֶת-הָרְהָטִים, לְהַשְׁקוֹת, צֹאן אֲבִיהֶן. 16 Now the priest of Midian had seven daughters; and they came and drew water, and filled the troughs to water their father's flock.
יז וַיָּבֹאוּ הָרֹעִים, וַיְגָרְשׁוּם; וַיָּקָם מֹשֶׁה וַיּוֹשִׁעָן, וַיַּשְׁקְ אֶת-צֹאנָם. 17 And the shepherds came and drove them away; but Moses stood up and helped them, and watered their flock.
יח וַתָּבֹאנָה, אֶל-רְעוּאֵל אֲבִיהֶן; וַיֹּאמֶר, מַדּוּעַ מִהַרְתֶּן בֹּא הַיּוֹם. 18 And when they came to Reuel their father, he said: 'How is it that ye are come so soon to-day?'
יט וַתֹּאמַרְןָ--אִישׁ מִצְרִי, הִצִּילָנוּ מִיַּד הָרֹעִים; וְגַם-דָּלֹה דָלָה לָנוּ, וַיַּשְׁקְ אֶת-הַצֹּאן. 19 And they said: 'An Egyptian delivered us out of the hand of the shepherds, and moreover he drew water for us, and watered the flock.'
כ וַיֹּאמֶר אֶל-בְּנֹתָיו, וְאַיּוֹ; לָמָּה זֶּה עֲזַבְתֶּן אֶת-הָאִישׁ, קִרְאֶן לוֹ וְיֹאכַל לָחֶם. 20 And he said unto his daughters: 'And where is he? Why is it that ye have left the man? call him, that he may eat bread.'
כא וַיּוֹאֶל מֹשֶׁה, לָשֶׁבֶת אֶת-הָאִישׁ; וַיִּתֵּן אֶת-צִפֹּרָה בִתּוֹ, לְמֹשֶׁה. 21 And Moses was content to dwell with the man; and he gave Moses Zipporah his daughter.
כב וַתֵּלֶד בֵּן, וַיִּקְרָא אֶת-שְׁמוֹ גֵּרְשֹׁם: כִּי אָמַר--גֵּר הָיִיתִי, בְּאֶרֶץ נָכְרִיָּה. {פ} 22 And she bore a son, and he called his name Gershom; for he said: 'I have been a stranger in a strange land.' {P}
כג וַיְהִי בַיָּמִים הָרַבִּים הָהֵם, וַיָּמָת מֶלֶךְ מִצְרַיִם, וַיֵּאָנְחוּ בְנֵי-יִשְׂרָאֵל מִן-הָעֲבֹדָה, וַיִּזְעָקוּ; וַתַּעַל שַׁוְעָתָם אֶל-הָאֱלֹהִים, מִן-הָעֲבֹדָה. 23 And it came to pass in the course of those many days that the king of Egypt died; and the children of Israel sighed by reason of the bondage, and they cried, and their cry came up unto God by reason of the bondage.
כד וַיִּשְׁמַע אֱלֹהִים, אֶת-נַאֲקָתָם; וַיִּזְכֹּר אֱלֹהִים אֶת-בְּרִיתוֹ, אֶת-אַבְרָהָם אֶת-יִצְחָק וְאֶת-יַעֲקֹב. 24 And God heard their groaning, and God remembered His covenant with Abraham, with Isaac, and with Jacob.
כה וַיַּרְא אֱלֹהִים, אֶת-בְּנֵי יִשְׂרָאֵל; וַיֵּדַע, אֱלֹהִים. {ס} 25 And God saw the children of Israel, and God took cognizance of them.
Labels:
Crimea,
Moşe Miçrayimden çıqıp kete,
Qırım Dialekti,
Şemot,
Tora
Saturday, January 21, 2012
Moşeniñ Doğuvı
Moşeniñ Doğuvı
Leviy qabilesinden birisi ozüne şu qabileden de bir qızğa evlendi. Apayı yüklü oldı ve oğlan bala taptı. O, balanıñ pek dülber olğanını korip, onı uç ay devamında saqlay edi. Amma onı artıq saqlamağa çaresi qalmağanından, o ,qamıştan orülgen sepetni aldı ve onı qatrannen ve ziftnen ziftledi. İçine balanı qoyıp, deryanıñ yalısı yanındaki qamışlıqqa qoydı. Balanıñ tatası ise, onen ne olacağını kormek içün, avlaqta turdı.
Soñ Paronıñ qızı deryağa yuvunmağa çıqtı, onıñ hızmetçi qızları ise deryanıñ yalı boyunda yure ediler. O, qamışlıqnıñ arasındaki sepetni kordi ve ozüniñ hızmetçisini onı almaq içün yolladı. Açtı ve balanı kordi. Bala ağlay edi. O, onı acıdı ve:
-Bu-yeudiy balası,-dedi.
Balanıñ tatası Paronıñ qızından:
-Barıp, balanı sütten qalmağance emizdirmek içün, yeudiy qadınlarından birisini saña çağırayımmı?-dep soradı.
-Ebet.bar,-dedi oña Paro qızı.
Qız ketti ve balanıñ anasını alıp keldi. Paro qızı oña:
-Bu balanı al da, onı emizdir. Soñ men seniñ aqqıñnı oderim,-dedi.
Qadın balanı aldı ve onı emizdire edi. Bala buyük olğan soñ, o, onı Paro qızına alıp keldi, ve bala Paro qızınıñ oğlu oldı. Paro qızı: Men onı suvdan çıqardım,-dep oña Moşe (Meşetihu) degen ad qoydı.
Мошенинъ Догъувы
Левий къабилесинден бириси озюне шу къабиледен де бир къызгъа эвленди. Апайы юклю олды ве огълан бала тапты. О, баланынъ пек дюльбер олгъаныны корип, оны уч ай девамында сакълай эди. Амма оны артыкъ сакъламагъа чареси къалмагъанындан, о ,къамыштан орюльген сепетни алды ве оны къатраннен ве зифтнен зифтледи. Ичине баланы къойып, дерьянынъ ялысы янындаки къамышлыкъкъа къойды. Баланынъ татасы исе, онен не оладжагъыны кормек ичюн, авлакъта турды.
Сонъ Паронынъ къызы дерьягъа ювунмагъа чыкъты, онынъ хызметчи къызлары исе дерьянынъ ялы боюнда юре эдилер. О, къамышлыкънынъ арасындаки сепетни корди ве озюнинъ хызметчисини оны алмакъ ичюн ёллады. Ачты ве баланы корди. Бала агълай эди. О, оны аджыды ве:
-Бу-еудий баласы,-деди.
Баланынъ татасы Паронынъ къызындан:
-Барып, баланы сюттен къалмагъандже эмиздирмек ичюн, еудий къадынларындан бирисини санъа чагъырайыммы?-деп сорады.
-Эбет.бар,-деди онъа Паро къызы.
Къыз кетти ве баланынъ анасыны алып кельди. Паро къызы онъа:
-Бу баланы ал да, оны эмиздир. Сонъ мен сенинъ акъкъынъны одерим,-деди.
Къадын баланы алды ве оны эмиздире эди. Бала буюк олгъан сонъ, о, оны Паро къызына алып кельди, ве бала Паро къызынынъ огълу олды. Паро къызы: Мен оны сувдан чыкъардым,-деп онъа Моше (Мешетиху) деген ад къойды.
א וַיֵּלֶךְ אִישׁ, מִבֵּית לֵוִי; וַיִּקַּח, אֶת-בַּת-לֵוִי. 1 And there went a man of the house of Levi, and took to wife a daughter of Levi.
ב וַתַּהַר הָאִשָּׁה, וַתֵּלֶד בֵּן; וַתֵּרֶא אֹתוֹ כִּי-טוֹב הוּא, וַתִּצְפְּנֵהוּ שְׁלֹשָׁה יְרָחִים. 2 And the woman conceived, and bore a son; and when she saw him that he was a goodly child, she hid him three months.
ג וְלֹא-יָכְלָה עוֹד, הַצְּפִינוֹ, וַתִּקַּח-לוֹ תֵּבַת גֹּמֶא, וַתַּחְמְרָה בַחֵמָר וּבַזָּפֶת; וַתָּשֶׂם בָּהּ אֶת-הַיֶּלֶד, וַתָּשֶׂם בַּסּוּף עַל-שְׂפַת הַיְאֹר. 3 And when she could not longer hide him, she took for him an ark of bulrushes, and daubed it with slime and with pitch; and she put the child therein, and laid it in the flags by the river's brink.
ד וַתֵּתַצַּב אֲחֹתוֹ, מֵרָחֹק, לְדֵעָה, מַה-יֵּעָשֶׂה לוֹ. 4 And his sister stood afar off, to know what would be done to him.
ה וַתֵּרֶד בַּת-פַּרְעֹה לִרְחֹץ עַל-הַיְאֹר, וְנַעֲרֹתֶיהָ הֹלְכֹת עַל-יַד הַיְאֹר; וַתֵּרֶא אֶת-הַתֵּבָה בְּתוֹךְ הַסּוּף, וַתִּשְׁלַח אֶת-אֲמָתָהּ וַתִּקָּחֶהָ. 5 And the daughter of Pharaoh came down to bathe in the river; and her maidens walked along by the river-side; and she saw the ark among the flags, and sent her handmaid to fetch it.
ו וַתִּפְתַּח וַתִּרְאֵהוּ אֶת-הַיֶּלֶד, וְהִנֵּה-נַעַר בֹּכֶה; וַתַּחְמֹל עָלָיו--וַתֹּאמֶר, מִיַּלְדֵי הָעִבְרִים זֶה. 6 And she opened it, and saw it, even the child; and behold a boy that wept. And she had compassion on him, and said: 'This is one of the Hebrews' children.'
ז וַתֹּאמֶר אֲחֹתוֹ, אֶל-בַּת-פַּרְעֹה, הַאֵלֵךְ וְקָרָאתִי לָךְ אִשָּׁה מֵינֶקֶת, מִן הָעִבְרִיֹּת; וְתֵינִק לָךְ, אֶת-הַיָּלֶד. 7 Then said his sister to Pharaoh's daughter: 'Shall I go and call thee a nurse of the Hebrew women, that she may nurse the child for thee?'
ח וַתֹּאמֶר-לָהּ בַּת-פַּרְעֹה, לֵכִי; וַתֵּלֶךְ, הָעַלְמָה, וַתִּקְרָא, אֶת-אֵם הַיָּלֶד. 8 And Pharaoh's daughter said to her: 'Go.' And the maiden went and called the child's mother.
ט וַתֹּאמֶר לָהּ בַּת-פַּרְעֹה, הֵילִיכִי אֶת-הַיֶּלֶד הַזֶּה וְהֵינִקִהוּ לִי, וַאֲנִי, אֶתֵּן אֶת-שְׂכָרֵךְ; וַתִּקַּח הָאִשָּׁה הַיֶּלֶד, וַתְּנִיקֵהוּ. 9 And Pharaoh's daughter said unto her: 'Take this child away, and nurse it for me, and I will give thee thy wages.' And the woman took the child, and nursed it.
י וַיִּגְדַּל הַיֶּלֶד, וַתְּבִאֵהוּ לְבַת-פַּרְעֹה, וַיְהִי-לָהּ, לְבֵן; וַתִּקְרָא שְׁמוֹ, מֹשֶׁה, וַתֹּאמֶר, כִּי מִן-הַמַּיִם מְשִׁיתִהוּ. 10 And the child grew, and she brought him unto Pharaoh's daughter, and he became her son. And she called his name Moses, and said: 'Because I drew him out of the water.'
Tuesday, January 17, 2012
Şemot-Miçrayimde İsraellilerge olğan şefqatsız munasebet
Yakovnen beraber Miçrayimğe kelgen İsraeloğullarınıñ adları bulardır: Ruben, Şimeon, Leviy, Yeuda, İssahar, Zevulun, Binyamin, Dan, Naftali, Gad Ve Aşer. Er biri oz qorantasınen keldi. Yakovnıñ butün evlatları 70 can ediler, olardan olğan Yosef qorantasınen beraber ise o zaman Miçrayimde yaşay edi.
Yosef ve onıñ episi ağa-qardaşları ve olarnıñ episi aqranları keçindiler. İsraelliler ise doğıp arttılar, ziyadeleştiler ve çoq sayılı oldılar, ve Goşen vilayeti olarnen toldurıldı. Soñra Miçrayimde Yosefni bilmegen yañı padişa tahtqa çıqtı. O, oz halqına:
-Mına İsrael halqı bizden çoq sayılı ve onıñ içün qudretli oldı. Keliñiz, olarnen yapacaq işimizni aqılnen yapayıq. Yoqsa, olar daa çoqlaşırlar ve, cenk başlasa, olar bizim duşmanlarımızğa qoşulır, bizge qarşı cenk eter ve toprağımızdan çıqıp keterler,-dedi.
İsraellilerni ağır işke zorlamaq içün, Miçrayimliler olarğa başlıqlar qoydılar. İsraelliler Paroğa, yemeklerni saqlamaq içün, Pifom ve Raamses degen şeerlerni qurdılar. Lakin ne qadar çoq olarnı zorlasalar da, o qadar olar bu memlekette çoqlaşa ve darqala ediler, tap Miçrayimliler İsrael oğullarından qorqmağa başladılar. Onıñ içün olar İsraellilerni işke merametsizliknen zorlay ediler. Miçrayimliler olarğa kireç ve kirpiçlernen ağır işni ve er bir tarla işini berip, olarnıñ yaşayışlarını pek accı ettiler. Er bir ağır işke Miçrayimliler İsraellilerni merametsizliknen zorlay ediler.
Miçrayim padişası yeudiy ebanaylarından ekisini çağırttı. Birisiniñ adı Şifra edi, digeriniñ- Pua. O, olarğa:
-Yeudiylerde ebanaylıq yapqanda, olar bala doğğanlarını korgeniñizde, eger oğlan olsa, onı oldüriñiz, qız olsa eger, sağ qaldırıñız,-dep emir etti.
Lakin ebanaylar Ad..'dan qorqa ediler ve Miçrayim padişası olarğa aytqanı kibi yapmayıp, oğlan balalarnı sağ qaldıra ediler. O zaman Miçrayim Padişası ebanaylarnı ozüne çağırttı ve olardan:
-Ne içün boyle yapasıñız?Ne içün oğlan balalarnı sağ qaldırasıñız?-dep soradı.
-Yeudiy qadınları Miçrayim qadınları dayın degil. Olar sağlamlar. Ebanay kelmezden evel, olar endi doğalar,-dediler Paroğa ebanaylar.
Ad..'ğa ebanaylarğa merametli edi. Halq ise çoq sayılı ve onıñ içün qudretli ve kuçlü ola edi. Ebanaylar Ad..'ğa qorqqanları içün, O olarnı qorantalı ve evli-barqlı etti. O zaman Paro butün halqına emir etti:
-Er bir yañı doğğan yeudiy oğlanını deryağa taşlañız, er bir qıznı ise sağ qaldırıñız.
Яковнен берабер Мичрайимгъе кельген Исраэлогъулларынынъ адлары булардыр: Рубен, Шимеон, Левий, Еуда, Иссахар, Зевулун, Биньямин, Дан, Нафтали, Гад Ве Ашер. Эр бири оз къорантасынен кельди. Яковнынъ бутюн эвлатлары 70 джан эдилер, олардан олгъан Ёсеф къорантасынен берабер исе о заман Мичрайимде яшай эди.
Ёсеф ве онынъ эписи агъа-къардашлары ве оларнынъ эписи акъранлары кечиндилер. Исраэллилер исе догъып арттылар, зияделештилер ве чокъ сайылы олдылар, ве Гошен вилаети оларнен толдурылды. Сонъра Мичрайимде Ёсефни бильмеген янъы падиша тахткъа чыкъты. О, оз халкъына:
-Мына Исраэль халкъы бизден чокъ сайылы ве онынъ ичюн къудретли олды. Келинъиз, оларнен япаджакъ ишимизни акъылнен япайыкъ. Ёкъса, олар даа чокълашырлар ве, дженк башласа, олар бизим душманларымызгъа къошулыр, бизге къаршы дженк этер ве топрагъымыздан чыкъып кетерлер,-деди.
Исраэллилерни агъыр ишке зорламакъ ичюн, Мичрайимлилер оларгъа башлыкълар къойдылар. Исраэллилер Парогъа, емеклерни сакъламакъ ичюн, Пифом ве Раамсес деген шеэрлерни къурдылар. Лакин не къадар чокъ оларны зорласалар да, о къадар олар бу мемлекетте чокълаша ве даркъала эдилер, тап Мичрайимлилер Исраэль огъулларындан къоркъмагъа башладылар. Онынъ ичюн олар Исраэллилерни ишке мераметсизликнен зорлай эдилер. Мичрайимлилер оларгъа киреч ве кирпичлернен агъыр ишни ве эр бир тарла ишини берип, оларнынъ яшайышларыны пек аджджы эттилер. Эр бир агъыр ишке Мичрайимлилер Исраэллилерни мераметсизликнен зорлай эдилер.
Мичрайим падишасы еудий эбанайларындан экисини чагъыртты. Бирисининъ ады Шифра эди, дигерининъ- Пуа. О, оларгъа:
-Еудийлерде эбанайлыкъ япкъанда, олар бала догъгъанларыны коргенинъизде, эгер огълан олса, оны олдюринъиз, къыз олса эгер, сагъ къалдырынъыз,-деп эмир этти.
Лакин эбанайлар Ад..'дан къоркъа эдилер ве Мичрайим падишасы оларгъа айткъаны киби япмайып, огълан балаларны сагъ къалдыра эдилер. О заман Мичрайим Падишасы эбанайларны озюне чагъыртты ве олардан:
-Не ичюн бойле япасынъыз?Не ичюн огълан балаларны сагъ къалдырасынъыз?-деп сорады.
-Еудий къадынлары Мичрайим къадынлары дайын дегиль. Олар сагъламлар. Эбанай кельмезден эвель, олар энди догъалар,-дедилер Парогъа эбанайлар.
Ад..'гъа эбанайларгъа мераметли эди. Халкъ исе чокъ сайылы ве онынъ ичюн къудретли ве кучлю ола эди. Эбанайлар Ад..'гъа къоркъкъанлары ичюн, О оларны къоранталы ве эвли-баркълы этти. О заман Паро бутюн халкъына эмир этти:
-Эр бир янъы догъгъан еудий огъланыны дерьягъа ташланъыз, эр бир къызны исе сагъ къалдырынъыз.
Exodus Chapter 1 שְׁמוֹת
א וְאֵלֶּה, שְׁמוֹת בְּנֵי יִשְׂרָאֵל, הַבָּאִים, מִצְרָיְמָה: אֵת יַעֲקֹב, אִישׁ וּבֵיתוֹ בָּאוּ. 1 Now these are the names of the sons of Israel, who came into Egypt with Jacob; every man came with his household:
ב רְאוּבֵן שִׁמְעוֹן, לֵוִי וִיהוּדָה. 2 Reuben, Simeon, Levi, and Judah;
ג יִשָּׂשכָר זְבוּלֻן, וּבִנְיָמִן. 3 Issachar, Zebulun, and Benjamin;
ד דָּן וְנַפְתָּלִי, גָּד וְאָשֵׁר. 4 Dan and Naphtali, Gad and Asher.
ה וַיְהִי, כָּל-נֶפֶשׁ יֹצְאֵי יֶרֶךְ-יַעֲקֹב--שִׁבְעִים נָפֶשׁ; וְיוֹסֵף, הָיָה בְמִצְרָיִם. 5 And all the souls that came out of the loins of Jacob were seventy souls; and Joseph was in Egypt already.
ו וַיָּמָת יוֹסֵף וְכָל-אֶחָיו, וְכֹל הַדּוֹר הַהוּא. 6 And Joseph died, and all his brethren, and all that generation.
ז וּבְנֵי יִשְׂרָאֵל, פָּרוּ וַיִּשְׁרְצוּ וַיִּרְבּוּ וַיַּעַצְמוּ--בִּמְאֹד מְאֹד; וַתִּמָּלֵא הָאָרֶץ, אֹתָם. {פ} 7 And the children of Israel were fruitful, and increased abundantly, and multiplied, and waxed exceeding mighty; and the land was filled with them. {P}
ח וַיָּקָם מֶלֶךְ-חָדָשׁ, עַל-מִצְרָיִם, אֲשֶׁר לֹא-יָדַע, אֶת-יוֹסֵף. 8 Now there arose a new king over Egypt, who knew not Joseph.
ט וַיֹּאמֶר, אֶל-עַמּוֹ: הִנֵּה, עַם בְּנֵי יִשְׂרָאֵל--רַב וְעָצוּם, מִמֶּנּוּ. 9 And he said unto his people: 'Behold, the people of the children of Israel are too many and too mighty for us;
י הָבָה נִתְחַכְּמָה, לוֹ: פֶּן-יִרְבֶּה, וְהָיָה כִּי-תִקְרֶאנָה מִלְחָמָה וְנוֹסַף גַּם-הוּא עַל-שֹׂנְאֵינוּ, וְנִלְחַם-בָּנוּ, וְעָלָה מִן-הָאָרֶץ. 10 come, let us deal wisely with them, lest they multiply, and it come to pass, that, when there befalleth us any war, they also join themselves unto our enemies, and fight against us, and get them up out of the land.'
יא וַיָּשִׂימוּ עָלָיו שָׂרֵי מִסִּים, לְמַעַן עַנֹּתוֹ בְּסִבְלֹתָם; וַיִּבֶן עָרֵי מִסְכְּנוֹת, לְפַרְעֹה--אֶת-פִּתֹם, וְאֶת-רַעַמְסֵס. 11 Therefore they did set over them taskmasters to afflict them with their burdens. And they built for Pharaoh store-cities, Pithom and Raamses.
יב וְכַאֲשֶׁר יְעַנּוּ אֹתוֹ, כֵּן יִרְבֶּה וְכֵן יִפְרֹץ; וַיָּקֻצוּ, מִפְּנֵי בְּנֵי יִשְׂרָאֵל. 12 But the more they afflicted them, the more they multiplied and the more they spread abroad. And they were adread because of the children of Israel.
יג וַיַּעֲבִדוּ מִצְרַיִם אֶת-בְּנֵי יִשְׂרָאֵל, בְּפָרֶךְ. 13 And the Egyptians made the children of Israel to serve with rigour.
יד וַיְמָרְרוּ אֶת-חַיֵּיהֶם בַּעֲבֹדָה קָשָׁה, בְּחֹמֶר וּבִלְבֵנִים, וּבְכָל-עֲבֹדָה, בַּשָּׂדֶה--אֵת, כָּל-עֲבֹדָתָם, אֲשֶׁר-עָבְדוּ בָהֶם, בְּפָרֶךְ. 14 And they made their lives bitter with hard service, in mortar and in brick, and in all manner of service in the field; in all their service, wherein they made them serve with rigour.
טו וַיֹּאמֶר מֶלֶךְ מִצְרַיִם, לַמְיַלְּדֹת הָעִבְרִיֹּת, אֲשֶׁר שֵׁם הָאַחַת שִׁפְרָה, וְשֵׁם הַשֵּׁנִית פּוּעָה. 15 And the king of Egypt spoke to the Hebrew midwives, of whom the name of the one was Shiphrah, and the name of the other Puah;
טז וַיֹּאמֶר, בְּיַלֶּדְכֶן אֶת-הָעִבְרִיּוֹת, וּרְאִיתֶן, עַל-הָאָבְנָיִם: אִם-בֵּן הוּא וַהֲמִתֶּן אֹתוֹ, וְאִם-בַּת הִוא וָחָיָה. 16 and he said: 'When ye do the office of a midwife to the Hebrew women, ye shall look upon the birthstool: if it be a son, then ye shall kill him; but if it be a daughter, then she shall live.'
יז וַתִּירֶאןָ הַמְיַלְּדֹת, אֶת-הָאֱלֹהִים, וְלֹא עָשׂוּ, כַּאֲשֶׁר דִּבֶּר אֲלֵיהֶן מֶלֶךְ מִצְרָיִם; וַתְּחַיֶּיןָ, אֶת-הַיְלָדִים. 17 But the midwives feared God, and did not as the king of Egypt commanded them, but saved the men-children alive.
יח וַיִּקְרָא מֶלֶךְ-מִצְרַיִם, לַמְיַלְּדֹת, וַיֹּאמֶר לָהֶן, מַדּוּעַ עֲשִׂיתֶן הַדָּבָר הַזֶּה; וַתְּחַיֶּיןָ, אֶת-הַיְלָדִים. 18 And the king of Egypt called for the midwives, and said unto them: 'Why have ye done this thing, and have saved the men-children alive?'
יט וַתֹּאמַרְןָ הַמְיַלְּדֹת אֶל-פַּרְעֹה, כִּי לֹא כַנָּשִׁים הַמִּצְרִיֹּת הָעִבְרִיֹּת: כִּי-חָיוֹת הֵנָּה, בְּטֶרֶם תָּבוֹא אֲלֵהֶן הַמְיַלֶּדֶת וְיָלָדוּ. 19 And the midwives said unto Pharaoh: 'Because the Hebrew women are not as the Egyptian women; for they are lively, and are delivered ere the midwife come unto them.'
כ וַיֵּיטֶב אֱלֹהִים, לַמְיַלְּדֹת; וַיִּרֶב הָעָם וַיַּעַצְמוּ, מְאֹד. 20 And God dealt well with the midwives; and the people multiplied, and waxed very mighty.
כא וַיְהִי, כִּי-יָרְאוּ הַמְיַלְּדֹת אֶת-הָאֱלֹהִים; וַיַּעַשׂ לָהֶם, בָּתִּים. 21 And it came to pass, because the midwives feared God, that He made them houses.
כב וַיְצַו פַּרְעֹה, לְכָל-עַמּוֹ לֵאמֹר: כָּל-הַבֵּן הַיִּלּוֹד, הַיְאֹרָה תַּשְׁלִיכֻהוּ, וְכָל-הַבַּת, תְּחַיּוּן. {פ} 22 And Pharaoh charged all his people, saying: 'Every son that is born ye shall cast into the river, and every daughter ye shall save alive.' {P}
Sunday, January 15, 2012
Abu Anan Yitzhak ben Ali ben Yitzhak
Abu Anan Yitzhak ben Ali ben Yitzhak
Hayatı Hk.
Abu Anan Yitzhak ben Ali ben Yitzhak , David İbn-i Hiti listesinde önemli bir Karay ilim adamı olarak kaydedilir. Saadiah Gaon'a muhalifti, Saadiya Gaon'a karşı yazdığı eserler ile kaydetti. Ben Ali, onuncu yüzyılda yaşamıştır. Onun hakkında başka çok az şey bilinir.
Subscribe to:
Comments (Atom)





